28 Şubat 2011 Pazartesi

Özgül Kemaloğlu'nun Diliyle İtalya!

İtalya’ya Turistik ziyarette bulunan, Özgül Kemaloğlu anlatıyor;

İtalya, bence bir Türkün kolaylıkla adapte olabileceği bir ülkedir. İnsanları fazlasıyla sempatik ve sıcakkanlı..Hayata bakışları ve yaşamları bizden çok farklı…Ekonomisi güçlü bir ülke.İtalya'nın merkezinde, Umbria'da yemyeşil ve taşlardan kurulmuş bir şehir olan Perugia da geçirdim tatilimin çoğunu. Perugia gürültüsü pek olmayan, kendi halinde bir şehir, bence bir öğrenci şehri. Fakat orda bulunduğum dönem boyunca temmuzun ilk iki haftası boyunca umbria jazz festivali vardı ve inanılmaz eğlenceli, hareketliydi.

Perugia yabancı öğrenciler için dil ve sanat okuluyla, çikolata fabrikasıyla ve tarihi binalarıyla dünyaya ün salmış bir yer. 100 yılı aşkın bir süredir İtalya'da çikolatanın merkezi olmuş Perugia. Meşhur çikolatalası Bacio, Perugia'nın simgesi olmuş

Perugia'da gezdiğinizde kendinizi sanki Rönesans Dönemi'ndeki bir şehirde geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Tarihi yapılar aynen korunmuş. Hatta misafir olarak böyle harika bir evde kaldım..Her zaman restorasyon yapılıyormuş ve bu binaların içerisinde yaşanıyor. Çarşılar, dükkânlar, evler, galeriler her şey aynen bu tarihin içinde yaşamaya devam ediyor. Hele restoranların ambiyansı büyüleyici..


Perugia, ulaşım olarak diğer şehirlere göre biraz pahalı ama arabanız varsa burada çok rahat bir şekilde yaşayabilirsiniz.. Şehrin kuzeybatısında bir tane göl de bulunuyor,göl kıyısında, gölden tutulan balıkların bulunduğu restoranlarda yemek yemenizi tavsiye ederim.

İtalya’da ki 2. günümde Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Dante Alighieri gibi isimlerin yetiştiği ve yüzyıllardır Rönesansın Merkezi olarak bilinen Floransa’ya gittim. Toskana’nın yuvarlak tepelerinin ortasında yer alan ve Arno Irmağı tarafından ikiye bölünmüş Floransa.  Tatilimin 2.günü Sabah erkenden, Perugia'dan 2-3 saatlik bir tren yolculuğunun sonunda öğlen saatlerinde Floransa’ya vardık. Ve Floransa’yı gezmeye, Michelangelo Tepesinden başladık. Daracık ve sanırım neredeyse tamamı Arnavut kaldırımı döşeli sokaklarda yürüyorsunuz sanırım bu şehri hep yürüyerek gezebiliyorsunuz..:)).İnsan heykeller, enstrüman çalanlar, ressamlar… ve daha sanatla ilgili ne ararsanız var floransa da…. Bir de BABİL İN ASMA BAHÇELERİ ne mutlaka uğramalısınız..tüm şehrin ayaklarınızın altında olduğunu göreceksiniz.Floransa’da neler yediğimize gelince, tabiî ki muhteşem bir pizza.. Yanında bu bölgenin ünlü şarabı Chianti şaraplarından tattık..akşam  7 treni ile perugia ya döndük..




İtalya tatilimin son günü Roma turumuza, üstü açık turist gezdiren otobüslerle başladık. Önce İspanyol Merdivenlerinde klasik fotoğraf faslının ardından, İtalya ve Roma denince sanırım herkesin ilk aklına gelen yerlerden biri olan, Fontana di Trevi yani bilinen adıyla Aşk Çeşmesi’ne gittik. Ancak bu çeşmeyi Aşk Çeşmesi olarak bilen sanırım sadece Türkler’miş. Çünkü çeşmenin Türkçe anlamı Üçyol Çeşmesi’ymişJ)


Paris'te Yaşamdan Alıntılar

Fransa’nın öncelikli şehirlerinden Paris’e gitmek isteyenler için ufak detaylardan bir bütün oluşturarak biraz anlatmak istedim. Genel olarak insanlar Paris’in ne kadar romantik ve tarihi bir şehir olduğunu zaten az çok bilirler. Biraz da ayrıntılara dikkat çekmek için yazıyorum.

Öncelikle, Paris’te her şekilde rahat olabilirsiniz. Yani eğer tuvaletiniz geliyorsa, istediğiniz her cafe veya restorantin tuvaletini kullanabilirsiniz, müşteri olmanız şart değil, böyle bir hakkiniz var. Türkiye’de olduğu gibi garip gözle bakmazlar.

Mutlaka "bonjur", "merci" ve "sil vous plait" kelimelerini kullanınız, her durumda gerekli bu, çünkü kibarlıktan hoşlanıyorlar.

Pazarlık diye bir şey yok burada, etiket fiyatı neyse her şey odur, sakin pazarlık yapmayın, komik olur, bizim burada 7 TL’lik şeyi 5 TL ye almaya çalışmamızı normal görmüyorlar yani. Etikettekini alırlar. Siz de öyle yapın. Üstelemeyin.

Türk olduğunuzu öğrenirlerse, mutlaka size Tarkan’ı ve İstanbul’u sorarlar, sizin anlatmanıza gerek yok, zaten amaçları, bunlara ne kadar bayıldıklarını size anlatmaktır. Tarkan’dan hemen “ yakalarsam muah” şarkısını patlatırlar. Gülümseyin.

Tüm ulaşıma kaçak binin, yakalanma şansınız iki yüzde bir filan, kacak binenlere, diğer yolcular kapıyı açarak yardim da ediyor, almanlar gibi sizi ihbar etmiyorlar. Tabii riskli siz denemek istemezseniz normal yollardan seyahat edebilirsiniz.

Fransızların övgüye ihtiyacı var, kompleksli bir halk, bu nedenle biraz övün, istediğiniz her şeyi kolaylıkla gerçekleştirirler. Yani “ saçlarınız ne güzel “ gibi şeyler olabilir. Direkt halk üzerinden “ çok 
kibar insanlarsınız “ da olabilir.


 Şehri bisikletle dolaşın, her sokakta bisiklet istasyonu var, her kaldırım kenarında da bisiklet yolu. Bisiklete binin, dolasın, istediğiniz istasyona bırakın. Bisikletlerin günlük 1 euro kirası var. Zaten herkesin bisiklete bindiğini görünce yabancılık çekmezsiniz.

Alışverişlerinizi 10. Paris’te yapın, diğer semtlere göre, ayni kaliteyi daha ucuza alabilirsiniz orada.

4. Paris’te, her kese uygun barlar, klupler var. Gece 11'den sonra gidin, bira içecekseniz "un demi" diyin yeter. Onun haricinde zaten size turist muamelesi yapacakları için daha pahalıya bira içebilirsiniz benden söylemesi.

İstediğiniz taksiye binin, dolandırılma, yolu uzatma diye bir sorun yok, adamlar en kısa yoldan sizi götürürler, içiniz rahat olsun. İstanbul’daki taksi şoforlerine benzemezler yani. Adamlar işlerini yapıyor.

Barbes'te, zenciler ve Araplar kacak parfüm, elektronik eşya, her bir say filan satarlar. Calip satıyorlar, babadan oğla nesil bunlar, örneğin iyi bir marka parfümü çok ucuz fiyata buradan alabilirsiniz. Tabii 
gitmeden önce mutlaka fiyat araştırması yapın.



Eiffel’e gece çıkın, gece inanılmaz güzel görünür Paris. Gündüz şehri görürsünüz tabii ama gece o ışıklı sahne gerçekten unutulmaz oluyor.

 Reddedilmek gurur sorunu değil burada, doğal bir şey, hoşlanıyorsanız birinden, bunu belirtin, kabul ederse sizindir, etmezse zorunuza gitmesin. Siz de hoşlanmıyorsanız, reddedin, onların zoruna gitmez. Rahat insanlar.

Fnac isimli restoran zincirleri var, çok kaliteli yemekleri çok ucuza yiyebilirsiniz. Fiyat tabağa göredir, bu nedenle açık büfede tabağınızı istediğiniz kadar doldurun, ayıp filan değil. Zaten ağız tadınıza uygun olan birçok şey olacak.




Kafe’de otururken, diyelim bir cafe aldınız, bittikten sonra kesinlikle garson gelip boş fincanı almaz, çok ayıp. Yine gelip, "başka bisey içer misiniz" diye sormaz, rahat olun, stres yapmayın, bir cafe içip saatlerce oturun, kitap okuyun, gazete okuyun, atmosfer gerçekten çok iyidir Fransız kahvelerinde. Herkes sohbet ediyor, keyif yapıyor yani.


Sevgiliniz varsa, istediğiniz yerde buluşun istediğinizi yapın, elinizde biralarla sokakta dolaşın, çok rahat olun, istediğiniz gibi giyinin, kimse kimseye karışmaz.
 
Sigara içiyorsanız eğer, sigara sadece “tabac” yazılı yerlerde satılır ve çok pahalıdır.

Kışı berbat, yazın gelin, temmuz iyidir, Genel olarak zaten biraz serin bir ülke.

 İngilizce konuşmuyor falan değiller baya da konuşuyorlar. Öyle bir yargıyla gelmeyin ancak İngilizceleri çok iyi olmadığından gerginlik herhalde bizde de o kadar bilenler bilse de diyebilecek gibi olsa da konuşmuyorlar. Kendi dillerini tercih ediyorlar. Ama İngilizce konuşursanız cevap verirler, hatta pratik yapmayı seviyorlar.

Birde alışverişinizi, ED, LIDL gibi marketlerde yapın daha ucuzdurlar. Hem de istediğinizi daha kolay bulabilirsiniz.

Telefon sistemi, çok farklı burada, abonmanlık sistemi var (sanırım Türkiye de var artik), çok ucuza alıyorsun, her ay sabit bir fiyat ödüyorsun, internet bedava sms bedava, 3 saat bedava konuşma filan. Birde Fransa’da sabit ev telefonları ücretsiz, evden eve (yurtdışı da dahil) ücretsiz.

Bunlar biraz da olsa bilgi verir umarım. En azından oradaki hayata dair birer imaj gözünüzde canlanmıştır.  Daha da fazla ayrıntı vermeye devam edicem.

Beklemede kalın (=



( Paris'te yaşayan bir arkadaşımdan... )

26 Şubat 2011 Cumartesi

MALTA'da Merak Edilenler

Malta için hep merak edilenler, havada kalan sorular, Malta’da İngilizce Eğitimin yararları, sorunları ve ya getirileri, Malta Dil OkullarıMaltadaki en ucuz dil okulları, dil okulları arasındaki farklar… işte tüm bu sorularınızın yanıtları için burdayız…hazırmısınız bu yaz Malta’ya gidiyoruz.




Her yaz haziran ve ağutos dönemi özellikle Türk öğrencilerin ingilizce dil eğitimi için gittikleri ilk adrestir. MAlta’nın ikliminden, binaların tarihi dokusundan, sahillerinden bahsetmek gerekirse özetle Malta’nın Bodrum’la çok benzer olduğu söylenebilir. Aradaki en büyük fark Malta’ya vizesiz gidilemiyor:) (yeşil pasaport sahipleri vizeden muaftır)
Birçok ülkede sayımız fazla olduğu kadar Türk öğrencilerin Malta’daki çoğunluğu sizi ilk gittiğinizde ‘sudan çıkmış balık’ hissinden ani bir şokla uyandıracak kadar fazladır. Bunun en büyük avantajı ise Malta’da yaşamla ilgili ve neyi nerde en iyi ve ya en uygun fiyatlarla bulacağınızı anlatmaları açısından ücretsiz rehberlik hizmeti alıyorsunuz hissine kapılmanızdır. Herkes gibi Malta’ya gitmeden önce Türk çok olabilir ama ben hiç temas kurmayacağım diyorsanız kendinizi kandırmayın!Bu kararı vermiş iseniz tavsiyem biraz olsun gitmeden ingilizce çalışmaya başlayın. Genelde dil okullarında ilk gün yapılan seviye tespit sınavlarında Türk öğrencilerin seviyesi intermediate olarak çıkar ve bu aynı sınıfa düşmenizi kaçınılmaz kılar:) Malta’da çok Türk öğrenci sayısı sizi korkutmasın bir o kadar İtalyan, İspanyol, uzak doğulu öğrenciler de mevcuttur. Tavsiyem gider gitmez onlarla olan ilişkilerinizi güçlendirmeniz. Okuldan sonra en iyi İngilizce unutmayın ki sokakta öğreniliyor:)
Malta’da dil okulları genellikle St Julians bölgesinde bulunur ve bu bölge çok önemli bir turizm merkezidir. Sahil boyunca pek çok bar ve eğlence merkezi bulabilirsiniz. Bu barlarda biranın fiyatı ortalama olarak 1.5 Euro’dur. Barlar genellikle büyüklüğü yaklaşık olarak Amasra kadar olan bir bölge Paceville’de yer alır. Özellikle yaz döneminde, gece hayatını sevenler için,akşam 10:00′da başlayan hayat sabaha kadar hiç durmadan akıyor:)
Malta’da resmi dil Maltaca olmasına rağmen herkes İngilizce konuşur, aksanları ilk zamanlar size garip gelsede zamanla alışırsınız. İlk gittiğinizde uyum sorunu yaşamayacağınız ve neredeyse bize ne yakın ülke diyebiliriz. Akdeniz ülkesi olması, iklimin benzerliği, yemekleri, sahilleri …Yani kısacası hem tatil, hem eğlence hem de İngilizce eğitimi açısından aslında Malta mükemmel bir seçim. Buna şöyle bir örnek verecek olursak Türkiye’de ortalama olarak sadece yaz tatili için ayırdığınız para ile Malta’da az önce saydıklarımızın hepsini gerçekleştirme fırsatı buluyorsunuz.
Malta’da dil okullarından bahsetmek gerekirse 40′a yakın farklı okul seçeneği mevcut. Tabiki bunlardan sizin için en iyi hangisidir sorusunun yanıtını bulmak için en çok rağbet gören dil okulunu seçmekle başlayabilirsiniz. Genellikle Türk öğrencilerinin gittiği EF, Euro Centers, EC( European center) ve ESE dil okulları hem vermiş oldukları prosefyonel eğitim ile hem de eğitim kadrosunun samimiyeti ile iyi bir seçim olur. Bu okullarla ilgili giden kişilerden çok fazla bilgi alma şansınız da olur.  Diğer dil okullarının listemizde bulunmamasının nedeni eğitim kalitelerin kötü olduğu anlamına sadece ilgi görmesi ile alakalıdır. Malta’da okul fiyatları çok fazla farklılık göstermez, aslında fiyatlar birbirine yakındır. En pahalı okul en iyi okuldur mantığı ile hareket ederseniz hayal kırıklığı  yaşabilirsiniz. Her zaman mevcut olan ve bir çok kişinin deneyim edindiği okulların en iyi olduğunu söylebilirim.
   Malta Dil okullarında yaz dönemi yüksek sezon ücreti uygulandığı için kış döneminde kayıt yaptırırsanız çok çok düşük fiyatlarla dil eğitimi alma şansınız olur.
Konaklama seçeneklerine bakarsak eğer, az önce saymış olduğumuz okulların konaklama açısından çok fazla alternatifi bulunuyor. Aile Yanı, Yurt, paylaşımlı öğrenci evi, hotel vs.. gibi. Genellikle 18-25 yaş arası genç öğrencilerin seçimleri ekonomik yurtlar oluyor. Gününüzün çoğunu okulda, okul dışında arkadaşlarınızla gittiğiniz bir kafede, eğlence ve alışveriş mekanlarında geçireceğinizi düşünürseniz, Malta’da yapılacak en iyi şey konaklamaya çok fazla ücret ödemeden mevcut paranızı yaşam giderlerinize ayırmanızdır. Yurt ve ya öğrenci evlerinde genel olarak çift veya tek kişilik oda seçeneği, ortak kullanımda banyo ve mutfak ve çamaşırhane bulunur. Mutfakta mikrodalga, buzdolabı vs gibi yemek ihtiyacınızı göreceğiniz eşyalar bulunur. Yemekleri siz pişirsiniz veya dışarda restoranlarda yeme şansınız olur. Genellikle her yerde Mc Donald’s, Burger King veya Pizza Hut’a rastlama olasılığınız yüksek!
Malta’ya ulaşım Türkiye’den, sadece Pazartesi ve perşembe günleri Alitalia Havayolu şirketi ile uçuş mevcut. Bugünler dışında uçmak istiyorsanız ise Roma aktarmalı uçuşları tercih edebilirsiniz. Dil okullarına başlangıç günleriniz genellikle uçuşlarınızın sabit olması nedeniyle Pazartesi uçuş olacaksa Salı günü, perşembe olacaksa Pazartesi günüdür.
Uçak bileti fiyatları kış döneminde alırsanız çok çok uygun fiyatlarda. Yaz döneminde ise ortalama olarak gidiş-dönüş 250-350 Euro arası değişiklik gösterir. http://www.heraeducation.com/?page_id=235

25 Şubat 2011 Cuma

Yurtdışında Dİl Eğitimine Gidiyoruz ? Nasıl mı ?









Herkese Merhaba,
Yurtdışı Eğitim desteği almak isteyenler, eğitimgöreceği ülkeyi ve ya dil okulunu seçmekte kararsız kalanlar, yurtdışına nasıl çıkılır diye düşünenler,danışmanlık firması seçiminde zorlananlar, yurt dışı işlemlerivizekonaklama veuçak bileti ayarlamaları,  yurt dışı eğitim danışmanlığı konusunda kime güvenilir, hedefleriniz, beklentileriniz nelerdir, ülkelere göre yaşam koşullarını merak edenler, Malta‘da biranın fiyatını soranlar, Londra’nın metro haritasını çözemeyenler, Londra Zone‘lara ayrılır denildiğinde şaşırıp kalanlar, hangi ülkedil eğitimi konusunda bana uygun diyenler, ihtiyaca yönelik bilgi almak isteyenler, şişirilmiş dil okulu fiyatları ile hesap yapmaktan içi şişenler, ailelerini yurtdışı eğitim konusunda ikna etmekte zorlananlar, bütün acentelerden tonlarca broşür ile eve dönüp okumaktan gözleri düşenler, hep aynı okul isimleri ve aynı bilgileri alanlar, yurtdışına gitmenin yok mu bir kolayı diyenler, dilokulu, üniversite, master, doktora, yaz okulu, staj, au-pair programlarından hala kendileri için en uygununu bulamayanlar, Amerika gerçekten filmlerdeki gibi midir diye sorup bir gün bizde gideriz belki hayalini kuranlar….

Bu site sizin siteniz…
Yurtdışı dil eğitimiyurtdışında yaşamdil okulları ve hep merak edilen soruların gerçek cevapları…birlikte bulalım, paylaşarak edinelim…
Üniversiteyi bitiriş anından itibaren başlayan yurtdışında dil eğitimi alma süreci ve dönünce size kazandıracakları…sizler için hazırladığımız günlük yazı dizilerini takip edin… Sizde yurtdışı deneyimlerinizi bizlerle paylaşın…

24 Şubat 2011 Perşembe

Yurtdışıne Gitmek İsteyenlerle Gerçek Diyaloglar.


Yurtdışı Eğitim danışmanlığı hizmeti almak istiyorsunuz, çünkü konsolosluklar sizi istedikleri evraklar, telefon görüşmeleri, randevu alımları,mülakatlar dolayısı ile ürkütüyor. Siz de işinizi sağlama almak adına bir bilene danışayım deyip google‘dan tıkladığınız vize danışmanlığı hizmeti veren firmları aramaya koyuluyorsunuz… Çok şey merak ediyorsunuz, biliyoruz… İşin içinde olmaktandır ve ya deneyimdendir diyelim bizlere çok güveniyorsunuz ve başlıyorsunuz hararetle sorulara;
Nasıl vize alırım, vizem garanti olur mu, hangi evraklar lazımskk yok bir sorun olur mu, ben geçenlerde vize reddi aldım tekrar başvursam alabilirmiyim, ya sigorta, maaş, bankada para, tapular ne olacak, kredi kartı ektresi koymasak ne olur ki, ee ben emekliyim evrağım yok ne göstereceğim, peki bir dakka ben öğrenci olarak gidicem ama bankada para yok şimdi ne yapıcaz, bak güzel kardeşim ben şirket sahibiyim benim banka hesaplarım yeter beni yorma ne lazımsa söyle ve daha neler neler…….
Hepimiz hayatımızda bir kere de olsa yurtdışına gitmeyi, ölmeden değişik bir ülke görmeyi, almanya’daki akrabaları muhakkak ziyaret etmeyi, yazın tatilde tanışıp kışın görme arzusu ağır basınca ingiltere’deki sevgilimizi ziyaret etmeyi, dil okuluna gitmeyi, ingilizce eğitim almayı, belki fransızcamızı geliştirmeyi, kanada’ya iş seyahati yapıp firma ile olan bağları güçlendirmeyi, teyze, amca, dayı, kuzen akrabaları ziyareti istiyoruz…o ya da bu şekilde hepimiz  Avrupa görmüş insan olmayı seviyoruz ve istiyoruz…
Bir danışman firmadan yardım alınca  anlıyoruz ki, vize almakdil okuluna gitmekkonsolosluk işlemleri, aslında sanıldığı kadar kolay olmuyormuş, neden mi?
Sizlere sadece müşterilermizle aramızda geçen telefon konuşmalarınmızdan küçük kesintilerle anlatalım, yorum sizin:)









D: Danışman Firma
M: Müşteri
1) D: Merhaba Nasıl yardımcı Olabilirim
     M: Mrb, ben dil okuluna gitmek istiyorum
     D: Buyrun yardımcı olalım hangi ülke ne tarz bir kurs?
    M: bakın benim seviyem intermedya ve ben ayeltines ( IELTS)( aynen söylediği gibi yazıyorum) sınavına girmek istiyorum bana bu konud ayardımcı olun lütfen.
   D: Seviye aslında üstlerde :) level completed olmuş müşterimizde, Buyrun siz yardımcı olun:):):) Ne diyelim biz de bir gün seviye olarak intermedya oluruz umarım:)
2)D: Mrb buyrun
   M: Ben Kanada’ya turistik ziyarette bulunmak istiyorum
  D: tabi yardımcı olalım siz evraklarınızı ve pasaportunuzu yollayın, biz konsolosluğa sizin adınıza başvuru yaparız gelmenize gerek yok
  M: Aaa öylemi süper, yolluyorum
Aradan günler geçer ve vize evrakları ofisimize ulaşır,
D: Hanfendi mrb vize dosyanız geldi evraklar tamam ama pasaportunuzu göremedik dosyada
M: Evet şekerim yollamadım
D: Neden
M: ne gerek var canım o kadar evrak yetmezmi vize almak için, bir de üstüne pasaport mu vericem
D: ee hanfendi vizeyi nerey basıcaklar ?
M: aaa vizeyi pasaportamı basıyorlar!!!! nasıl yani!!! bir yaşıma daha girdim…
:) 
bende şaşkınım inanın, Hiç birşey diyemiyorum……
3) D: yine telefon çalar, buyrun beyefendi
     M: Hanımefendi Mrb, Barack Obama Türkiye’ye gelecek haberiniz var mı
    D: Evet beyefendi var da biz size nasıl yardımcı olalım?
   M: Şimdi ben sizin ofisinize gelsem Barack Obama ile el sıkışabilirmiyim?
   D: hahhhahaha :) :gülmekten kırılmış biz,  Beyefendi ne alakası var bizimle
   M: Siz yurtdışı eğitim danışmanlığı ofisi  değilmisiniz canım, ee yurtdışı ile iş te yapıyorsunuzdur herhalde…(teveccüh buyurdu beyefendi:))
   So What? :) Yorum sizin valla….
4) Her nasıl olmuşşa yaşlı bir teyzem telefonumuzu bulur ve bizi arar
   M: Gızım ben gidecem de bana şu evrakları sayıver hele
   D: Mrb teyzecim once, nereye  gidiceksiniz( şaşkınız tabi:)olmamak mümkün mü?
   M: Ya farketmez bi yere gidicem sen bana evrakları say hele
   D: teyzecim hangi ülkeye gidicekseniz ona göre yardımcı olayım?
  M: Yaw gızım farketmez vize diye bişey varmış biliyonnu sen işte ondan al dediler siz alıyonuzmu?
  D: Teyzecim bu böyle olmayacak siz iyisimi google’dan araştırın evrak listelerine, hangi birini sayabilirim( daralmalar başlar)
 M: neeee mubıl ‘mı mubıl ne gızım ……
Hangimiz yanlış :) bilemedim.
5) Ve yine duraksız telefon konuşması yaptığımız günlerden biri
      D: ( Bitap bir şekilde) Buyrun
     M: Mrb evrak listesi sayarmısınız?
……………………. ve cinnet anııı :)
Yurtdışına çıkmayı planlıyoruz hep evet haklıyız bu konu ile ilgili çok fikir sahibi değiliz ya da tedirginliklerimiz fazla, ama keşke sorularımızı daha farklı sorsak, mesela;
Mrb ben Almanya’ya gitmek istiyorum, nasıl bir danışmanlık hizmeti veriyorsunuz? gibi..
İnanın sizin bu sorunuz ile birlikte bizim bitmek tükenmek bitmeyen bir enerji ile size vermiş olduğumuz vize danışmanlığı hizmetimiz o dakika başlıyor:):) Biz size gerekli olan herşeyi soruyor, işlemlerinizi yapıyor ve vizenizi alıyoruz, ve sonuç siz mutlu biz mutlu:):):)
Unutmayın başlangıçlar hep çok önemlidir!!! Yanılıyormuyuz?